top of page

YÖNETİCİLİKTE KARŞILAŞTIĞINIZ ENGELLERİ NASIL AŞMALISINIZ,ENGELLERİ AVANTAJLARA DÖNÜŞTÜREBİLİRSİNİZ

Güncelleme tarihi: 18 Şub



Yöneticilikte karşılaştığınız engeller ne olursa olsun, duygusal durumunuzu önceden tanımlamalı, bu durumu kontrol edebilmeli ve engelleri değiştirilebilir avantajlara dönüştürebilmelisiniz.


Güçlü yönleriniz, değerleriniz, konfor alanlarınız, kör noktalarınız ve önyargılarınız nelerdir? Kendinizi tam anlamıyla anladığınızda, gerçek yönetici duruşunuzun nerede olduğunu belirleyebileceksiniz. Çalışanlarınıza nasıl liderlik ettiğinizi anlamanın ilk adımı, güçlü yönlerinizi, yani yetenekli olduğunuz ve yapmaktan keyif aldığınız alanları tanımaktır. Bu, son derece önemlidir. Çünkü etkili bir yönetim, genellikle zayıf yönlerinizi düzeltmekten ziyade güçlü yönlerinizi ön plana çıkarmakla sağlanır. Yönetim, doğuştan gelen bir yetenek değildir. Farklı liderlik rolleri arasında geçiş yapabilen, öğrenilebilen ve deneyimlerle geliştirilebilen bir temsil biçimidir. Her açıdan etkili bir yönetici olabilmek için güçlü yönlerinizi iyi tanımalısınız. İşlerin yoğunlaştığı ve stresin arttığı dönemlerde, ekiplerinizin ve kendinizin moralini, umudunu, enerjisini, motivasyonunu ve yaratıcılığını yüksek tutmanın yollarını bilmeniz gerekmektedir. Başarılı bir takım için etkili çalışma şarttır. Dolayısıyla, işler zorlaştığında ve stres altında olduğunuzda, zihninizde neler olup bittiğini yönetmek en önemli önceliklerinizden biri olmalıdır.


İyiye odaklanmaktan asla vazgeçmeyin;


Bazen stres ve baskı dönemlerinde her şey kişinin üzerine gelebilir. Bu durumlarda stres ve baskıya karşı dayanıklı olun. Kontrol duygunuzu ve duruşunuzu korumanız önemlidir. Üstesinden gelinemeyecek bir iş yoktur. Bu gibi durumlarda, şirketinizin başarılı olduğu ve gurur duyulacak yönlerini hatırlayın. Belki de iş arkadaşlarınız oldukça iyi insanlardır. Şirketinizin misyonundan ve ekibinizden ilham alarak etkileyici işler çıkarmayı düşünün. Belki siz ve ekibiniz henüz her şeyi bilmiyor olabilirsiniz, ancak hızlı öğreniyorsunuz. Eğer iyimserlik bir kaynaktan gelecekse, bu, iyi yaptığınız işlerden kaynaklanmalıdır. Bu nedenle, bu duyguları yönettiğiniz ekibe aktarın ve takımınızla güçlü bir bağ kurun.


Geri adım atmak ve baskıyı azaltmak için fırsatlar arayın;


İşinizde yoğun stres ve baskı altında olduğunuzda, her şeyi derhal yapma eğiliminde olduğunuzu hiç fark ettiniz mi? Daha hızlı çalışmak, işleri hemen tamamlamak, en hızlı şekilde bitirmek, geç saatlere kadar çalışmak gibi durumları siz de yaşamış olabilirsiniz. Bazı bireyler, günlük mesai saatleri sona erdikten sonra dahi işlerine devam etmektedir. İş yerinden ayrıldıktan sonra evde çalışmayı sürdürerek, sevdikleriyle geçirecekleri değerli zamanları göz ardı ederler. Her gün işlerini eve taşıyarak ve saatlerce fazla mesai yaparak, kişisel mutluluğa ayıracakları zamanı kaçırırlar. Bu kişiler, işlerini çok iyi yaptıkları iddiasıyla övünür, kendilerini çok çalışkan ve mükemmeliyetçi olarak tanımlarlar; ancak özel hayatlarında birçok mutluluğu kaçırmış olurlar. Uzun saatler çalışmak ve işinizi eve taşımak, zaman yönetiminizi etkili bir şekilde kullanmadığınız anlamına gelebilir. Ayrıca, günlük mesai süresini verimli değerlendirememeniz ve işleri zamanında tamamlayamamanız, yöneticiniz tarafından size geri bildirim olarak iletilebilir. Bazı önemli dönemlerde, şirketlerde ve iş yerlerinde mesai yapılması elbette normaldir. Ancak, eğer her gün işinizi eve taşıyorsanız, bu durumda kendinizde bir sorun olduğunu düşünmelisiniz. Hiçbir şirket veya yönetici, özel hayatınıza işinizi taşımanızı talep etmez. Ancak, mesai saatleriniz içinde verimli çalışmanızı, işleri zamanında tamamlamanızı ve sonuç odaklı olmanızı beklerler. Bu nedenle, bu tür çalışma koşulları, kişide sürekli stres yaratabilir ve işinizi eve taşımanız üzerinizde sürekli bir baskı oluşturabilir. Bu tür durumlar, hata yapmanıza yol açabilir ve işinizde bazı önemli detayları gözden kaçırma riskini doğurabilir. Ayrıca, işinizdeki enerji ve yaratıcılığınızı da olumsuz etkiler. Bu durum, hem iş hem de özel hayatınızda mutsuz olmanıza neden olabilir.


Daha fazla çalışmak ve daha çok çaba göstermek, her zaman ilerleme kaydetmenizi sağlamayabilir. Etkili ve yaratıcı çalışmalar, başarısızlık korkusundan veya başarı baskısından doğmaz. Bu nedenle, kendi alışkanlıklarınızı ve çevrenizdeki alışkanlıkları gözden geçirmeniz önemlidir. Her duruma hızlıca tepki vermek yerine, geri adım atarak düşünmek için kendinize biraz zaman tanırsanız, işler daha iyi ve sağlıklı bir şekilde ilerleyecektir. Gerektiğinde geri adım atmayı bilmek önemlidir; ileride daha büyük adımlar atabilmek için bazen küçük geri adımlar atmak, yalnızca bir hız ayarlaması yapmaktır. Bu durumun size ileride daha fazla hız kazandıracağını unutmayın. Amacınız iyi işler yapmak, başarılı sonuçlar elde etmek ve verimli çalışmak olmalıdır. Bu farkınızı her zaman kendinize hatırlatın.


İşinizde destek istemekten çekinmeyin ve başkalarını da destek verin;


İşinizde yoğun bir şekilde çalışmanıza rağmen, işler yolunda gitmiyor gibi hissettiğinizde, iyi ve yaratıcı işler üretmek zorlaşabilir. Bu durumda yapabileceğiniz en faydalı şeylerden biri, sizi en idealist vizyonunuzla bağlayabilecek ve her zaman yanınızda olacak kişileri bulmaktır. Hangi durumlar mümkün olabilir, kim içimizde yeni fikirlerin kıvılcımını ateşleyebilir, kendimizi kötü ve sıkışmış hissettiğimizde ihtiyaç duyduğumuz bakış açısını kim sağlayabilir? Bu duyguları size kazandırabilecek kişileri yanınızdan asla ayırmayın. Bu kişiler, enerjileri ve fikirleriyle size güç katar ve bu kişilerin hayattaki en büyük hediyeniz olduğunu asla unutmayın. İşlerinizde destek talep etmekten çekinmeyin. Hepimizin zaman zaman desteğe ihtiyacı olabilir. Çevrenizde size destek olabilecek kişileri göz ardı ederseniz ya da size fikirleriyle yardımcı olacak arkadaşlar edinmezseniz, bu tür durumlarda kaybetme riskiniz artar. Siz ve ekibiniz benzer süreçlerden geçebilirsiniz. Bu durumları fark edebilmek önemlidir.


Kişilerin birbirlerini dinlemelerine, ilişki kurmalarına ve tavsiyelerde bulunmalarına olanak tanıyan ekipler oluşturun. Çalışanlarınızla birlikte, bir takım bilinci içinde hareket ederek aynı amaca hizmet ettiğinizi tüm ekibinize hatırlatın. Yukarıdaki küçük ipuçlarını ve yol haritasını denemenizi öneririm. Bu yöntemi deneyerek, zamanla nasıl hissettiğinizi yakından takip edebilirsiniz.


İş hayatında iyimser bir tutum sergilemek, olumlu bir ruh hali oluşturur. Bu yaklaşım, engelleri aşmanıza yardımcı olur ve başarılarınızı artırır. İşlerinizi keyifle yapmanızı sağlar, yaratıcılığınızı geliştirir, enerjinizi korumanıza destek olur ve başarılı sonuçlar elde etmenizi mümkün kılar. İş hayatınızda olaylara ve durumlara bu perspektifle yaklaştığınızda, günlük işlerin daha kolay çözüldüğünü, iş süreçlerinin daha akıcı hale geldiğini, işle ilgili aksaklıkların ortadan kalktığını, sorunların çözüldüğünü ve çalışanlarınızla ilişkilerinizin iyileşip daha uyumlu hale geldiğini göreceksiniz.


Bu metni yazmaktaki amacım, yukarıda belirtilen konularla ilgili olarak kendi deneyimlerimden yola çıkarak edindiğim bazı yanıtları başkalarıyla paylaşma isteğidir. Bu deneyimler, birçok kurumsal firmada, çalışanlar ve çeşitli ekiplerle denenmiş ve genellikle başarılı olmuş, basit fakat etkili yönetim ve yönetici davranış biçimlerini içermektedir. Yönetimde katı, sert ve kuralcı bir yaklaşım, çalışanlar üzerinde her zaman olumsuz etki yaratmaktadır. Günümüzün yönetim tarzı bu şekilde değildir. Çalışanlarınızın yenilikçi, yaratıcı ve verimli olmalarını sağlamak için, baskı ve stres anlarını avantaja çevirebilmeli, ekip halinde hareket etmeyi bilmeli ve çalışanlarınıza motivasyon sağlamalısınız. Ekibinizi belirli bir amaca uygun bir şekilde etkileşimle yönlendirmiş olursunuz. Bunu başarabildiğiniz takdirde, her zaman başarılı olacağınızdan emin olabilirsiniz. Stres ve baskı altında çalışırken duygularınızı kontrol altında tutun ve bu anlarda yaptığınız işten her zamankinden daha fazla keyif alarak çalışın. İş yerinizde günü mutsuz ve bitkin bir şekilde tamamladığınızı fark ederseniz, düşünce yapınızı ve yönetim tarzınızı değiştirmenin zamanı gelmiş demektir. İlk adımı atarak, yeni kararlarınıza sahip çıkın. Çalışanlarınız ve işlerinizle ilgili adımlar atmak için farklı yollar keşfedin ve yenilikçi inisiyatifler alan bir yönetici olun. Unutmayın ki hayat bir varış noktası değil, bir yolculuktur ve uyanık olduğunuz saatlerin çoğunu çalışarak geçiriyoruz. Çalışma hayatınızı nasıl daha verimli, eğlenceli, iyi ve mutlu hale getirebileceğinizi düşünün ve ekiplerinize bu yönetim tarzını benimsetin. Hangi pozisyonda çalıştığınız veya ne işle meşgul olduğunuz önemli değil; her zaman öğrenilecek yeni şeyler vardır. Bir işte çalışırken büyümenin anahtarı, kendinize yeni hedefler belirlemektir.


Kendinizden ve çalışanlarınızdan daha fazlasını bekleyin. Elbette, bu durum çaba gerektirir. Ancak bu çabayı keyifli hale getirmek, yöneticinin elindedir. Şirketinizin ve çalışanlarınızın beklentilerini aştığınızda, onların beklemediği bir başarıya imza atmış olursunuz. Bu tür bir düşünce, yöneticinin iç motivasyonundan kaynaklanmalıdır. Bu duyguyu size kimse veremez. Eğer bu motivasyonla çalışırsanız, işinizde daha hızlı büyürsünüz. Dolayısıyla, eğer amacınız becerilerinizi geliştirmekse, işinizde mutlu çalışmanın yollarını bulmanız gerekir. Yöneticilikte karşılaştığınız engelleri avantajlara dönüştürebilirsiniz.



 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

İKdergi ücretsiz abone ol

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Instagram
  • Twitter
  • Facebook Sosyal Simge

Gönderdiğiniz için teşekkürler!

2022 © ikdergi.com bir cvideom insan kaynakları teknoloji,bilişim ve danışmanlık hizmetleri markası iştirakı olup cvideom.com kuruluşudur.

cvideom jp.jpg
bottom of page